Kamu görevlilerinin görev yaptıkları yerden başka bir yere atanma talepleri, tabi oldukları mevzuatta öngörülen şartlara göre değerlendirilir. Aile birliği, sağlık, can güvenliği ve diğer mazeretlere dayalı yer değiştirme talepleri de bu kapsamda değerlendirilmektedir.
Özellikle eşlerin farklı şehirlerde görev yapması nedeniyle aile birliğinin sağlanamaması hâlinde, kamu görevlileri tarafından eş durumu veya aile birliği mazeretine dayanılarak tayin talebinde bulunulabilmektedir.
Ancak bu talepler her zaman idare tarafından kabul edilmemekte; başvurular norm kadro, hizmet puanı, personel ihtiyacı, eşin çalışma statüsü, hizmet bölgesi, kurumun özel mevzuatı veya başka gerekçelerle reddedilebilmektedir.
Tayin talebinin reddedilmesi hâlinde ise, işlemin hukuka uygun olup olmadığı somut olayın özelliklerine göre incelenebilir ve şartları mevcutsa idari yargıda iptal davası açılması gündeme gelebilir.
Bu noktada önemli olan, “aile birliği anayasal olarak korunmaktadır, dolayısıyla her tayin talebi kabul edilmelidir” şeklinde genel bir sonuca ulaşmak değildir.
Danıştay kararları, aile birliğinin korunması ile kamu hizmetinin gerekleri arasında somut olay üzerinden bir değerlendirme yapılması gerektiğini göstermektedir.
1. Aile Birliği Nedeniyle Tayin Talebinin Hukuki Dayanağı Nedir?
Ailenin korunması ve aile birliğinin sağlanması Anayasa’da güvence altına alınan temel ilkeler arasında yer almaktadır.
Kamu görevlilerinin yer değiştirmeleri bakımından ise 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu ve kamu görevlisinin tabi olduğu özel atama ve yer değiştirme mevzuatı önem taşımaktadır.
Bunun yanında, kamu görevlisinin görev yaptığı kuruma ilişkin özel yönetmelik, atama ve yer değiştirme düzenlemeleri ile başvuru döneminde yayımlanan kılavuzların da ayrıca incelenmesi gerekir.
Dolayısıyla eş durumu tayini konusunda yalnızca genel mevzuata bakılması yeterli değildir.
Kişinin hangi kurumda ve hangi statüde çalıştığı, eşinin çalışma durumu, görev yeri, hizmet bölgesi, personel rejimi ve başvurunun hangi düzenlemeye dayanılarak yapıldığı birlikte değerlendirilmelidir.
2. Tayin Talebi Reddedilen Memur İdari Dava Açabilir mi?
Tayin talebinin reddine ilişkin işlemin hukuka aykırı olduğu düşünülüyorsa, şartları bulunması hâlinde idari yargıda iptal davası açılması mümkündür.
Ancak dava açılmadan önce öncelikle şu soruların cevaplandırılması gerekir:
- Tayin talebi hangi mazerete dayanıyor?
- Davacı hangi kuruma ve hangi özel mevzuata tabi?
- Eş hangi kurumda veya sektörde çalışıyor?
- Eşin görev yeri neresi?
- Eşin bulunduğu yere atanmanın mevzuat bakımından şartları neler?
- Tayin talebi neden reddedildi?
- Ret gerekçesi gerçekten somut bir hizmet ihtiyacına mı dayanıyor?
- Davacının eşinin yanına atanması mümkün mü?
- Eşin kendi görev yeri nedeniyle başka yere atanması mümkün mü?
- İlgili mevzuatta eş durumu bakımından özel bir hüküm var mı?
- Dava açma süresi geçirilmiş mi?
Bu sorular cevaplandırılmadan yalnızca “aile birliğim bozuldu” şeklindeki genel bir iddia üzerine dava stratejisi oluşturulması doğru olmayacaktır.
3. Danıştay’ın Eş Durumu Tayini Konusundaki Yaklaşımı
Danıştay kararları incelendiğinde, aile birliği mazeretine ilişkin uyuşmazlıklarda somut olayın özelliklerine göre farklı sonuçlara ulaşılabildiği görülmektedir.
Bu nedenle Danıştay içtihatlarının birlikte değerlendirilmesi önemlidir.
Danıştay 2. Daire, E.2016/14945, K.2019/6858
Bu karar, özellikle zorunlu yer değiştirmeye tabi kamu görevlilerinin eşleri bakımından önem taşıyan kararlardan biridir.
Olayda davacı öğretmen, Jandarma Astsubay Üstçavuş olarak görev yapan eşinin bulunduğu ile aile birliği mazereti nedeniyle atanmak istemiştir.
İdare, başvuruyu hizmet puanının yetersizliği ve norm kadro bulunmaması gerekçeleriyle reddetmiştir.
İlk derece mahkemesi aile birliğinin korunması ilkesini dikkate alarak işlemi iptal etmiş; konu Danıştay’ın incelemesine gelmiştir.
Danıştay 2. Daire, 4 Aralık 2019 tarihli E.2016/14945, K.2019/6858 sayılı kararında, zorunlu yer değiştirmeye tabi personelin memur olan eşinin atanmasına ilişkin özel düzenlemeye dikkat çekmiştir.
Kararda, zorunlu yer değiştirmeye tabi personelin eşinin atanmasında norm kadro hükümlerinin uygulanmayacağı ve hizmet puanı veya kadro yetersizliği gibi gerekçelerle eşin atamasının engellenemeyeceği yönünde değerlendirme yapılmıştır.
Bu karar bize ne gösteriyor?
Burada önemli olan yalnızca “aile birliği korunmalıdır” ifadesi değildir.
Asıl önemli nokta, kişinin tabi olduğu özel mevzuatın idareye hangi yetkiyi verdiğinin ve bu yetkinin nasıl kullanıldığının incelenmesidir.
Dolayısıyla dava dilekçesinde:
“Aile birliğim bozuldu.”
demekle yetinmek yerine;
“Davacının tabi olduğu özel mevzuat uyarınca, somut olayda ileri sürülen norm kadro/hizmet puanı gerekçesinin aile birliği mazeretine ilişkin özel düzenleme karşısındaki hukuki durumu”
ayrıntılı şekilde ortaya konulmalıdır.
4. Eşin Türkiye’de Farklı Bir Statüde Çalışması Tayin Hakkını Etkiler mi?
Bu konuda özellikle dikkat çekici bir Danıştay kararı bulunmaktadır.
Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu, E.2018/1345, K.2019/6418
Uyuşmazlıkta Kocaeli’de öğretmen olarak görev yapan kişinin eşi Fransa vatandaşı olup Ankara’daki Fransız Büyükelçiliği bünyesinde çalışmaktadır.
Davacının eş durumu nedeniyle Ankara’ya atanma talepleri, eşinin Türkiye sosyal güvenlik mevzuatına tabi olmadığı gerekçesiyle reddedilmiştir.
İlk derece aşamasında dava reddedilmiş; ancak karar temyiz edilmiş ve Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu tarafından değerlendirilmiştir.
Kurul, Anayasal ilkeler ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 8. maddesindeki aile hayatına saygı hakkını dikkate alarak, eşin Türkiye’de uluslararası sözleşme kapsamında güvenceli şekilde çalışıyor olması karşısında tayin talebinin reddedilmesini hukuka uygun bulmamıştır.
Bu bozma üzerine Danıştay 2. Daire, E.2020/1905, K.2021/4107 sayılı kararıyla başvurunun reddine ilişkin işlemin iptaline karar vermiştir.
Bu kararın önemi nedir?
Bu karar, eşin çalışma statüsünün değerlendirilmesinde yalnızca şekli bir yaklaşımın yeterli olmayabileceğini göstermesi bakımından önemlidir.
Başka bir ifadeyle, idarenin:
“Eş Türkiye’deki sosyal güvenlik sistemine tabi değil.”
şeklindeki gerekçesi, somut olayın diğer özellikleri değerlendirilmeden tek başına yeterli kabul edilmemiştir.
Burada aile birliği, eşin çalışma güvencesi ve çalışma statüsü birlikte değerlendirilmiştir.
5. İdare “Hizmet Gereği” Diyerek Tayin Talebini Reddedebilir mi?
İdarelerin kamu hizmetinin etkin ve kesintisiz şekilde yürütülmesini sağlama yükümlülüğü bulunmaktadır.
Bu nedenle aile birliği mazereti, kamu hizmetinin gereklerinin hiçbir şekilde dikkate alınmayacağı anlamına gelmez.
Ancak uyuşmazlığın önemli noktalarından biri, idarenin ileri sürdüğü “hizmet gereği” gerekçesinin somut ve hukuken geçerli olup olmadığıdır.
İdarenin yalnızca genel ifadeler kullanması ile somut personel ihtiyacını ortaya koyması aynı şekilde değerlendirilmemelidir.
Mahkeme tarafından;
- personel sayısı,
- boş kadro durumu,
- hizmet ihtiyacı,
- görev yapılan birimin özellikleri,
- ilgili branş veya unvan bakımından personel durumu,
- kamu hizmetinin niteliği
gibi hususlar incelenebilir.
6. Ancak Her Eş Durumu Talebi Kabul Edilmek Zorunda Değildir
Bu nokta özellikle önemlidir.
Danıştay’ın bazı kararlarında, kamu hizmetinin niteliği ve özel personel rejimi nedeniyle eş durumu talebinin reddedilmesi hukuka uygun bulunmuştur.
Danıştay 2. Daire’nin stratejik sağlık personeline ilişkin kararı
Bir uzman doktorun eş durumu nedeniyle Ankara’ya atanma talebinin reddedilmesi uyuşmazlığında, davacının stratejik personel kapsamında bulunması ve Sağlık Bakanlığı’nın özel atama ve yer değiştirme düzenlemeleri değerlendirilmiştir.
Danıştay, stratejik personel bakımından getirilen özel düzenlemenin sağlık hizmetlerinin ülke genelinde etkin şekilde yürütülmesi ve personel planlaması amacı taşıdığını dikkate alarak, somut olayda Ankara’ya atanma talebinin reddedilmesini hizmet gerekleri bakımından hukuka aykırı bulmamıştır.
Bunun dava açısından anlamı nedir?
Bu karar şunu göstermektedir:
Aile birliğinin korunması önemli olmakla birlikte, kişinin tabi olduğu özel personel rejimi mutlaka incelenmelidir.
Özellikle;
- doktorlar,
- stratejik sağlık personeli,
- zorunlu hizmet kapsamında bulunan personel,
- özel atama rejimine tabi kamu görevlileri
bakımından genel memur rejiminden farklı kurallar uygulanabilir.
Dolayısıyla dava açılmadan önce kişinin mesleği ve kurumu üzerinden özel mevzuat araştırması yapılmalıdır.
7. Eşlerden Hangisinin Diğerinin Yanına Gitmesinin Mümkün Olduğu Önemli Olabilir
Aile birliği uyuşmazlıklarında yalnızca davacının neden tayin istediğine değil, eşin bulunduğu yere neden gelemeyeceğine veya gelememesinin hukuken mümkün olup olmadığına da bakılabilir.
Bu konuda Danıştay 2. Daire’nin E.2016/11187, K.2020/537 sayılı kararı dikkat çekmektedir.
Uyuşmazlıkta Yüksek Öğrenim Kredi ve Yurtlar Kurumu’nda yurt yönetim memuru olarak görev yapan kişinin eş durumu nedeniyle başka bir ile naklen atanma talebi söz konusudur.
İlk derece mahkemesi, eşin davacının görev yaptığı yere gelemeyeceğini ve aile birliğinin ancak davacının eşinin yanına atanmasıyla sağlanabileceğini değerlendirmiştir.
İdare ise personel yetersizliği ve hizmet ihtiyacını ileri sürmüştür.
Danıştay, ilk derece mahkemesinin kararını hukuka uygun bularak onamıştır.
Bu nedenle dava dosyasında şu sorular önem kazanabilir:
Eş neden diğer şehre gelemiyor?
Eşin kendi görev yerinden ayrılması mümkün mü?
Eşin görev yeri zorunlu mu?
Davacının atanması aile birliğinin sağlanması bakımından fiilen gerekli mi?
Bu hususların belgelerle ortaya konulması dava dosyasını güçlendirebilecek unsurlar arasında değerlendirilebilir.
8. “Aile Birliğinin Temelden Sarsılması” İfadesi Tek Başına Yeterli midir?
Kamu personelinin tayin uyuşmazlıklarında halk arasında sıklıkla “aile birliği temelden sarsıldı” şeklinde ifadeler kullanılmaktadır.
Ancak idari yargı bakımından mesele yalnızca bu ifadeyi kullanmak değildir.
İdari yargıda esas olan, idari işlemin hukuka uygun olup olmadığının somut olay ve ilgili mevzuat çerçevesinde denetlenmesidir.
Bu nedenle dava dilekçesinde;
- eşlerin ayrı şehirlerde yaşadığı,
- ayrı yaşamın ne kadar süredir devam ettiği,
- eşin görev yerinin niteliği,
- çocukların bulunup bulunmadığı,
- çocukların eğitim durumu,
- eşin başka yere atanmasının mümkün olup olmadığı,
- davacının atanmak istediği yerdeki kadro/personel durumu,
- idarenin ret gerekçesi,
- ilgili kurumun özel mevzuatı
somutlaştırılmalıdır.
“Aile birliği bozulmuştur” şeklindeki soyut bir ifade yerine, aile hayatının fiilen nasıl etkilendiğinin ve idari işlemin neden hukuka aykırı olduğunun ortaya konulması önemlidir.
9. Dava Dilekçesinde Hangi Hukuki Argümanlar Kullanılabilir?
Somut olaya göre değişmekle birlikte, bir tayin ret işleminin hukuka uygunluğu incelenirken şu başlıklar gündeme gelebilir:
A. Aile birliğinin korunması
Anayasa’da güvence altına alınan aile kurumunun korunmasına ilişkin hükümler ve AİHS’nin 8. maddesi kapsamında aile hayatına saygı hakkı dikkate alınabilir.
B. İlgili özel mevzuatın yanlış uygulanması
İdare tarafından kişinin tabi olduğu atama ve yer değiştirme mevzuatının yanlış yorumlanması veya uygulanması söz konusu olabilir.
C. Ret gerekçesinin somut olmaması
İdare tarafından yalnızca “hizmet gerekleri” veya “personel ihtiyacı” gibi genel ifadeler kullanılması hâlinde, somut olayda bu gerekçelerin gerçekten mevcut olup olmadığı incelenebilir.
D. Eşin zorunlu yer değiştirmeye tabi olması
Eşin;
- jandarma,
- polis,
- asker,
- hâkim veya savcı,
- başka bir zorunlu yer değiştirmeye tabi kamu görevlisi
olması hâlinde ilgili özel mevzuat ayrıca incelenmelidir.
Danıştay’ın E.2016/14945, K.2019/6858 sayılı kararında bu husus özellikle önem taşımıştır.
E. Eşin başka yere atanmasının fiilen mümkün olmaması
Eşin kendi görev yeri bakımından yer değiştirme imkânının bulunmaması, somut olayın koşullarına göre değerlendirmeye alınabilir.
Danıştay E.2016/11187, K.2020/537 sayılı kararında bu hususu dikkate alan ilk derece mahkemesi kararını onamıştır.
F. İdarenin takdir yetkisinin hukuka uygun kullanılıp kullanılmadığı
İdarenin takdir yetkisi sınırsız değildir.
Takdir yetkisinin kamu yararı ve hizmet gerekleri doğrultusunda, somut olayın özellikleri dikkate alınarak kullanılması gerekir.
10. Hangi Belgeler Hazırlanmalıdır?
Tayin ret işlemine karşı dava düşünülüyorsa öncelikle dosyanın belgeleri bir araya getirilmelidir.
Özellikle:
- Tayin başvurusu,
- Tayin talebinin reddine ilişkin işlem,
- Tebliğ veya bildirim belgesi,
- Evlilik belgesi,
- Eşin görev yeri belgesi,
- Eşin çalışma belgesi,
- Eşin görev veya hizmet durumunu gösteren belgeler,
- Çocukların bulunması hâlinde buna ilişkin belgeler,
- İkamet belgeleri,
- Önceki tayin başvuruları,
- İdare ile yapılan yazışmalar,
- İlgili kurumun atama ve yer değiştirme yönetmeliği,
- Başvuru kılavuzu,
- Varsa önceki mahkeme kararları
dosyanın niteliğine göre incelenmelidir.
11. Yürütmenin Durdurulması İstenebilir mi?
Tayin işlemlerine ilişkin davalarda yalnızca işlemin iptali değil, somut olayın şartları bulunuyorsa yürütmenin durdurulması talebi de gündeme gelebilir.
Ancak yürütmenin durdurulması, her tayin davasında otomatik olarak verilecek bir karar değildir.
Mahkemenin yürütmenin durdurulmasına ilişkin yasal şartları ve somut olayın özelliklerini ayrıca değerlendirmesi gerekir.
Bu nedenle dava dilekçesinde yürütmenin durdurulması talep edilecekse, özellikle işlemin uygulanması hâlinde ortaya çıkabilecek telafisi güç veya imkânsız zararların somutlaştırılması önem taşır.
12. Dava Açma Süresi Neden Önemlidir?
İdari işlemlere karşı dava açılmasında süre son derece önemlidir.
Tayin talebinin reddine ilişkin işlemin ne zaman öğrenildiği veya tebliğ edildiği belirlenmeli ve uygulanacak dava açma süresi buna göre hesaplanmalıdır.
Bu nedenle ret kararının tarihi kadar, kişiye hangi tarihte ve nasıl bildirildiği de önemlidir.
Sürenin geçirilmesi hâlinde, haklı bir hukuki iddia bulunsa dahi dava bakımından ciddi usul sorunları ortaya çıkabilir.
Bu nedenle tayin talebi reddedilen kişinin, ret kararını aldıktan sonra mümkün olan en kısa sürede hukuki değerlendirme yaptırması önemlidir.
13. Her Meslek Grubu İçin Aynı Hukuki Sonuç Çıkmaz
Eş durumu ve aile birliği nedeniyle tayin uyuşmazlıklarında en önemli hususlardan biri budur.
Örneğin;
Öğretmenler bakımından Millî Eğitim Bakanlığı’nın atama ve yer değiştirme mevzuatı,
sağlık personeli bakımından Sağlık Bakanlığı’nın özel düzenlemeleri,
polis ve jandarma personeli bakımından ilgili özel personel mevzuatı,
hâkim ve savcılar bakımından kendi özel atama sistemi
dikkate alınmalıdır.
Bu nedenle başka bir meslek grubuna ilişkin Danıştay kararının, farklı bir kamu görevlisine hiçbir inceleme yapılmadan aynen uygulanması doğru olmayacaktır.
Danıştay’ın öğretmenler bakımından aile birliğini koruyan değerlendirmeler yapmasına karşılık, stratejik sağlık personeli bakımından özel personel rejimi ve hizmet gereklerini esas alan farklı bir sonuca ulaşması bunun açık bir örneğidir.
14. Danıştay Kararlarından Çıkan Temel Hukuki Yaklaşım
Danıştay kararları birlikte değerlendirildiğinde, eş durumu tayini uyuşmazlıklarında tek bir kriter üzerinden hareket edilmediği görülmektedir.
Özellikle şu hususlar önem taşımaktadır:
1. Aile birliğinin korunması anayasal ve uluslararası hukuk bakımından önemlidir.
2. Ancak aile birliği ilkesi, her koşulda ve her kamu görevlisi bakımından mutlak bir tayin hakkı şeklinde değerlendirilemez.
3. Kişinin tabi olduğu özel atama ve yer değiştirme mevzuatı mutlaka incelenmelidir.
4. İdarenin ileri sürdüğü hizmet gereklerinin somut olay bakımından gerçek ve hukuken geçerli olup olmadığı önemlidir.
5. Eşin görev yeri ve eşin kendi görev yerinden ayrılabilme imkânı da değerlendirmeye alınabilir.
6. Zorunlu yer değiştirmeye tabi eş bakımından özel hükümler bulunabilir.
7. Stratejik personel gibi özel personel rejimine tabi kişiler bakımından farklı kurallar uygulanabilir.
8. Eşin çalışma statüsü tek başına şekli bir gerekçeyle değerlendirilmemeli; somut olayın bütün koşulları incelenmelidir.
15. Tayin Talebiniz Reddedildiyse Ne Yapabilirsiniz?
Eş durumu, aile birliği, sağlık veya başka bir mazeret nedeniyle yaptığınız tayin başvurusu reddedildiyse, öncelikle ret işleminin hukuki gerekçesinin ve tabi olduğunuz özel mevzuatın incelenmesi gerekir.
Özellikle şu belgeler birlikte değerlendirilmelidir:
Tayin başvurusu + ret kararı + tebliğ tarihi + eşin görev/çalışma durumu + kişinin görev yaptığı kuruma ilişkin atama mevzuatı.
Bu belgeler üzerinden;
- ret gerekçesinin hukuka uygun olup olmadığı,
- aile birliği mazeretinin mevzuat kapsamında nasıl değerlendirileceği,
- idarenin takdir yetkisinin hukuka uygun kullanılıp kullanılmadığı,
- hizmet gerekçesinin somut olup olmadığı,
- varsa özel atama hükümlerinin uygulanıp uygulanmadığı,
- iptal davası ve şartları varsa yürütmenin durdurulması talebinin değerlendirilmesi
mümkün olabilir.
Sonuç
Mazeret tayin talebinin reddedilmesi hâlinde açılabilecek dava, yalnızca “eşimden ayrı yaşıyorum” şeklindeki bir iddiadan ibaret değildir.
Başarılı bir hukuki değerlendirme için kişinin tabi olduğu özel mevzuat, eşin çalışma ve görev durumu, idarenin ret gerekçesi, aile birliğinin somut koşulları ve Danıştay içtihatları birlikte incelenmelidir.
Danıştay’ın farklı kararları da bu konuda tek tip bir yaklaşım bulunmadığını göstermektedir.
Nitekim eşinin zorunlu yer değiştirmeye tabi olduğu öğretmenin tayin talebinde norm kadro ve hizmet puanı gerekçelerinin yeterli görülmediği bir karar bulunurken; stratejik sağlık personelinin eş durumu nedeniyle atanma talebinde özel personel rejimi ve hizmet gerekleri dikkate alınarak ret işleminin hukuka uygun bulunduğu bir başka karar bulunmaktadır.
Bu nedenle “tayin talebim reddedildi, dava açabilir miyim?” sorusunun cevabı, kişinin mesleği, kurumu, eşinin durumu ve ret gerekçesi incelenmeden kesin olarak verilemez.
HS Hukuk Ofisi, eş durumu ve aile birliği nedeniyle tayin talebi reddedilen kamu görevlilerinin idari işlemlerinin hukuki yönden değerlendirilmesi ve şartları mevcutsa idari yargı sürecinin yürütülmesi konusunda hukuki destek sunmaktadır.
