Hukuki Başvurular ve Şikayetler

Anayasa Mahkemesi’ne Bireysel Başvuru: Şartları, Süresi, Usulü ve İhlal Kararlarının Sonuçları

Anayasa Mahkemesi’ne (AYM) bireysel başvuru, kamu gücünün işlem, eylem veya ihmali nedeniyle Anayasa’da güvence altına alınan temel hak ve özgürlüklerinden birinin ihlal edildiğini ileri süren kişilerin başvurabileceği anayasal bir hak arama yoludur.

Bireysel başvuru, olağan bir kanun yolu değildir. Anayasa Mahkemesi, derece mahkemelerinin kararlarını yeniden inceleyen bir temyiz mercii gibi hareket etmez. Başvurunun temelinde, Anayasa ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin ortak koruma alanında bulunan bir temel hak veya özgürlüğün ihlal edildiğine ilişkin somut bir iddianın bulunması gerekir.

Bu nedenle AYM’ye bireysel başvuru hazırlanırken yalnızca “mahkeme yanlış karar verdi” şeklindeki bir itirazın ötesine geçilerek, hangi temel hakkın, hangi kamu gücü işlemiyle ve hangi gerekçeyle ihlal edildiğinin ortaya konulması gerekir.

1. Anayasa Mahkemesi’ne Bireysel Başvuru Nedir?

6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 45. maddesine göre herkes, Anayasa’da güvence altına alınmış temel hak ve özgürlüklerinden, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ve Türkiye’nin taraf olduğu ek protokoller kapsamındaki birinin kamu gücü tarafından ihlal edildiği iddiasıyla Anayasa Mahkemesine başvurabilir.

Ancak her hukuka aykırılık bireysel başvuru konusu yapılamaz.

Başvurunun;

– Anayasa’da güvence altına alınan bir temel hakka ilişkin olması,

– Bu hakkın AİHS ve Türkiye’nin taraf olduğu ek protokoller kapsamında bulunması,

– İhlalin kamu gücünün işlem, eylem veya ihmali nedeniyle ortaya çıkması,

– Başvurucunun güncel, kişisel ve doğrudan bir hakkının etkilenmesi,

– Olağan başvuru yollarının tüketilmiş olması,

– 30 günlük başvuru süresine uyulması

gibi koşulları taşıması gerekir.

2. Kimler Bireysel Başvuru Yapabilir?

Bireysel başvuru, ihlale yol açtığı ileri sürülen işlem, eylem veya ihmal nedeniyle güncel ve kişisel bir hakkı doğrudan etkilenen kişiler tarafından yapılabilir.

Gerçek kişiler bireysel başvuruda bulunabileceği gibi, özel hukuk tüzel kişileri de yalnızca tüzel kişiliğe ait haklarının ihlal edildiği iddiasıyla başvuruda bulunabilir.

Buna karşılık kamu tüzel kişilerinin bireysel başvuru hakkı bulunmamaktadır.

Ayrıca yalnızca Türk vatandaşlarına tanınan haklar bakımından yabancılar bireysel başvuruda bulunamaz.

3. Hangi Hakların İhlali Nedeniyle AYM’ye Başvurulabilir?

Bireysel başvurunun konusu, Anayasa ve AİHS ile Türkiye’nin taraf olduğu ek protokollerin ortak koruma alanında bulunan temel hak ve özgürlüklerdir.

Uygulamada bireysel başvuruların önemli bir bölümünü;

Adil yargılanma hakkı

Anayasa’nın 36. maddesi ve AİHS’nin 6. maddesi kapsamında;

– makul sürede yargılanma,

– mahkemeye erişim,

– gerekçeli karar,

– silahların eşitliği,

– çelişmeli yargılama,

– bağımsız ve tarafsız mahkeme,

– hakkaniyete uygun yargılanma

gibi güvencelere ilişkin iddialar oluşturabilmektedir.

Mülkiyet hakkı

Anayasa’nın 35. maddesi ve AİHS Ek 1 No.lu Protokol kapsamında;

– taşınmaz mülkiyeti,

– kamulaştırma,

– kamulaştırmasız el atma,

– alacak ve tazminat hakkı,

– kesinleşmiş mahkeme kararının icra edilmemesi

gibi uyuşmazlıklar belirli şartlarda bireysel başvuru konusu olabilir.

Özel hayata ve aile hayatına saygı hakkı

Anayasa’nın 20. maddesi ve AİHS’nin 8. maddesi kapsamında özel hayat, aile hayatı, kişisel veriler ve kişinin maddi-manevi bütünlüğüyle bağlantılı ihlal iddiaları incelenebilir.

Kişi hürriyeti ve güvenliği

Yakalama, gözaltı, tutuklama ve özgürlükten yoksun bırakma işlemlerine ilişkin anayasal güvencelerin ihlal edildiği iddialar belirli koşullarda bireysel başvuruya konu olabilir.

İfade özgürlüğü

Anayasa’nın 26. maddesi ve AİHS’nin 10. maddesi kapsamında ifade ve basın özgürlüğüne ilişkin ihlal iddiaları da bireysel başvuru kapsamında değerlendirilebilir.

Bunların yanında toplantı ve örgütlenme özgürlüğü, din ve vicdan özgürlüğü, eğitim hakkı, seçme ve seçilme hakkıyla bağlantılı bazı iddialar, etkili başvuru hakkı ve ayrımcılık yasağı gibi konular da somut olayın özelliklerine göre değerlendirmeye tabi olabilir.

4. AYM’ye Başvurmadan Önce Olağan Başvuru Yolları Tüketilmeli midir?

Evet.

Bireysel başvurunun temel özelliklerinden biri ikincillik ilkesidir.

6216 sayılı Kanun’un 45. maddesine göre ihlale neden olduğu ileri sürülen işlem, eylem veya ihmal bakımından kanunda öngörülen idari ve yargısal başvuru yollarının tamamının bireysel başvuru yapılmadan önce tüketilmesi gerekir.

Örneğin bir mahkeme kararına karşı istinaf veya temyiz yolu mevcutsa ve bu yol etkili bir başvuru yolu niteliğindeyse, gerekli koşullarda öncelikle bu yolların tüketilmesi gerekir.

Ancak burada yalnızca şeklen başvuru yapmak yeterli değildir.

AYM’nin yerleşik yaklaşımına göre başvurucu, bireysel başvuruya konu edeceği temel hak ihlali iddiasını, mümkün olduğu ölçüde derece mahkemeleri önünde süresinde ve usulüne uygun şekilde ileri sürmeli, sahip olduğu bilgi ve delilleri de zamanında sunmalıdır.

Önemli nokta

Derece mahkemelerinde hiç ileri sürülmeyen bir anayasal şikâyetin ilk kez AYM önünde ileri sürülmesi, başvurunun kabul edilebilirliği bakımından sorun oluşturabilir.

Bu nedenle dava dilekçesi, istinaf ve temyiz dilekçeleri hazırlanırken ileride bireysel başvuru yapılması ihtimali de dikkate alınmalıdır.

5. Bireysel Başvuru Süresi: 30 Gün

Bireysel başvuruda en kritik usul şartlarından biri 30 günlük süredir.

6216 sayılı Kanun’un 47. maddesine göre başvuru;

– başvuru yollarının tüketildiği tarihten,

– başvuru yolu öngörülmemişse ihlalin öğrenildiği tarihten

itibaren 30 gün içerisinde yapılmalıdır.

Bu nedenle yalnızca kararın tarihi değil, somut olayda başvuru yollarının ne zaman tüketildiği ve nihai kararın ne zaman öğrenildiği dikkatle incelenmelidir.

Haklı mazeret halinde

Başvurucu, mücbir sebep veya ağır hastalık gibi haklı bir mazeret nedeniyle süresinde başvuramamışsa, mazeretin ortadan kalkmasından itibaren 15 gün içerisinde başvuru yapabilir.

Ancak mazeretin belgeyle ortaya konulması gerekir. AYM İçtüzüğü de bu hususu ayrıca düzenlemektedir.

Bu nedenle “süreyi kaçırdım ancak geçerli bir mazeretim vardı” iddiasının somut belge ve açıklamalarla desteklenmesi önemlidir.

6. Bireysel Başvuru Nereye ve Nasıl Yapılır?

Bireysel başvuru;

– doğrudan Anayasa Mahkemesine,

– diğer mahkemeler aracılığıyla,

– yurt dışında bulunanlar bakımından Türkiye’nin dış temsilcilikleri aracılığıyla

yapılabilir.

Başvurunun, Anayasa Mahkemesinin yayımladığı bireysel başvuru formu kullanılarak hazırlanması gerekir.

Usulüne uygun hazırlanan başvuru formu ve harç makbuzunun teslim edildiği tarih başvuru tarihi olarak kabul edilir.

7. Bireysel Başvuru Formunda Neler Bulunmalıdır?

6216 sayılı Kanun’un 47. maddesi uyarınca başvuruda;

– başvurucunun kimlik ve adres bilgileri,

– varsa temsilcisinin bilgileri,

– ihlal edildiği ileri sürülen hak ve özgürlük,

– dayanılan Anayasa hükümleri,

– ihlal gerekçeleri,

– başvuru yollarının tüketilmesine ilişkin aşamalar,

– başvuru yollarının tüketildiği tarih,

– başvuru yolu bulunmuyorsa ihlalin öğrenildiği tarih,

– varsa uğranılan zarar

belirtilmelidir.

Ayrıca ihlal iddiasına dayanak oluşturan deliller ile ilgili işlem veya kararların aslı ya da örneği ve harcın ödendiğine ilişkin belge başvuruya eklenmelidir.

Başvuru avukat aracılığıyla yapılıyorsa vekâletnamenin de sunulması gerekir.

8. Başvuru Formunda Olaylar Nasıl Anlatılmalıdır?

Bireysel başvuruda olayların gereğinden fazla ayrıntıya boğulmadan, ancak ihlal iddiasını ortaya koyacak şekilde kronolojik ve sistematik biçimde anlatılması önemlidir.

Örneğin;

1. Olayın başlangıcı

Uyuşmazlığa neden olan işlem veya olay açıklanmalıdır.

2. İlk derece yargılaması

İlk derece mahkemesinde hangi iddiaların ileri sürüldüğü ve mahkemenin ne karar verdiği belirtilmelidir.

3. İstinaf/temyiz süreci

Kanun yollarında hangi iddiaların ileri sürüldüğü ve verilen kararlar açıklanmalıdır.

4. Nihai karar

Başvuru yollarının ne zaman tüketildiği ve nihai kararın ne zaman öğrenildiği ortaya konulmalıdır.

5. Anayasal ihlal

Asıl olarak hangi temel hakkın neden ihlal edildiği açıklanmalıdır.

Bu bölümde yalnızca “karar hukuka aykırıdır” denilmesi yeterli değildir.

Örneğin adil yargılanma hakkı ileri sürülüyorsa, mahkemenin hangi usuli güvenceden neden yararlandırmadığı somutlaştırılmalıdır.

9. AYM Bir Temyiz Mercii midir?

Hayır.

Bireysel başvuru, derece mahkemelerinin kararlarının yeniden temyiz edilmesini sağlayan bir yol değildir.

Anayasa Mahkemesinin incelemesi, temel hak ve özgürlük ihlali iddiası çerçevesindedir.

Bu nedenle;

«“Mahkeme delilleri yanlış değerlendirdi.”»

şeklindeki tek başına bir iddia ile,

«“Mahkemenin delillerin değerlendirilmesine ilişkin yaklaşımı nedeniyle Anayasa’nın güvence altına aldığı belirli bir temel hakka yönelik ihlal ortaya çıkmıştır.”»

şeklindeki anayasal şikâyetin aynı nitelikte değerlendirilmesi mümkün değildir.

AYM’nin kendi yayımladığı kabul edilebilirlik kriterlerinde de başvurunun salt kanun yolu şikâyeti niteliğinde olmaması gerektiği vurgulanmaktadır.

10. Başvurunun Kabul Edilemez Bulunmasının Nedenleri

Bir başvurunun esası incelenmeden önce kabul edilebilirlik koşulları değerlendirilir.

AYM’nin yayımladığı güncel kabul edilebilirlik kriterleri arasında özellikle;

– başvuru yollarının tüketilmemesi,

– süre aşımı,

– kişi bakımından yetkisizlik,

– konu bakımından yetkisizlik,

– zaman bakımından yetkisizlik,

– açıkça dayanaktan yoksunluk,

– anayasal ve kişisel önemden yoksunluk,

– başvuru hakkının kötüye kullanılması,

– idari ret

gibi kategoriler bulunmaktadır.

Açıkça dayanaktan yoksunluk

İhlal iddiasının yeterli anayasal temelden yoksun olması veya somutlaştırılmaması başvurunun kabul edilebilirliği bakımından sorun oluşturabilir.

Bu nedenle başvurucu, yalnızca olayları anlatmakla kalmamalı; olay ile ileri sürülen anayasal hak arasındaki bağlantıyı da göstermelidir.

Anayasal ve kişisel önem

6216 sayılı Kanun’un 48. maddesi uyarınca Anayasa’nın uygulanması ve yorumlanması veya temel hakların kapsam ve sınırlarının belirlenmesi bakımından önem taşımayan ve başvurucunun önemli bir zarara uğramadığı başvurular hakkında kabul edilemezlik kararı verilebilir.

Bu nedenle özellikle başvurucunun somut olayda uğradığı zararın ve başvurunun kişisel etkisinin açıkça ortaya konulması önemlidir.

11. Konu Bakımından Yetki Neden Önemlidir?

Bireysel başvuru kapsamında ileri sürülen hakkın Anayasa ile güvence altına alınmış olması tek başına yeterli değildir.

İhlal iddiasının aynı zamanda AİHS ve Türkiye’nin taraf olduğu ek protokoller kapsamında bulunan haklarla ilgili olması gerekir.

AYM, Anayasa ve AİHS’nin ortak koruma alanı dışında kalan haklara ilişkin iddialarda konu bakımından yetkisizlik kararı verebilmektedir.

Örneğin Anayasa’da yer alan bazı sosyal ve ekonomik haklar, AİHS’nin ortak koruma alanında aynı şekilde yer almayabilir. Bu nedenle başvuru hazırlanırken yalnızca Anayasa maddesinin gösterilmesi yerine, ileri sürülen hakkın bireysel başvuru kapsamındaki koruma alanı içerisinde bulunup bulunmadığı ayrıca değerlendirilmelidir.

12. Yasama İşlemine Karşı Doğrudan Bireysel Başvuru Yapılabilir mi?

Kural olarak hayır.

6216 sayılı Kanun’un 45. maddesi uyarınca yasama işlemleri ile düzenleyici idari işlemler aleyhine doğrudan bireysel başvuru yapılamaz.

Bununla birlikte bir kanun hükmünün uygulanması sonucunda temel bir hakkın ihlal edildiği ileri sürülüyorsa, somut olayda uygulanan işlem veya karar üzerinden bireysel başvuru yapılması gündeme gelebilir.

AYM de kanun iptali talebi ile bireysel başvuru arasındaki bu ayrımı kabul edilebilirlik kriterleri kapsamında açıklamaktadır.

13. Bireysel Başvuruda Tedbir Talep Edilebilir mi?

Somut olayın niteliğine göre bireysel başvuru kapsamında tedbir talebinde bulunulması mümkün olabilir.

Özellikle başvurucunun yaşamına veya maddi ya da manevi bütünlüğüne yönelik ciddi ve yakın bir tehlikenin bulunması gibi durumlarda tedbir mekanizması önem kazanabilir.

Tedbir talebi, başvurunun esasına ilişkin ihlal incelemesinden farklı bir değerlendirmeyi gerektirir.

Bu nedenle başvuruda yalnızca “tedbir talep ediyorum” denilmesi yerine, tedbir gerektiren tehlikenin güncel, ciddi ve somut şekilde ortaya konulması gerekir.

14. Adli Yardım Talep Edilebilir mi?

Bireysel başvurular harca tabidir.

Ancak maddi imkânları yargılama giderlerini karşılamaya elverişli olmayan başvurucular, genel hükümlere göre adli yardım talebinde bulunabilir.

Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü’nde adli yardım taleplerinin kabul edilebilirlik hakkında karar verecek Bölüm veya Komisyonlar tarafından karara bağlanacağı düzenlenmiştir.

15. AYM İhlal Kararı Verirse Ne Olur?

Anayasa Mahkemesi bir temel hakkın ihlal edildiğine karar verdiğinde, ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için gerekli gördüğü giderim şekline karar verir.

Somut olayın niteliğine göre;

– yeniden yargılama,

– tazminat,

– ihlalin sonuçlarının başka yollarla giderilmesi

gibi sonuçlar gündeme gelebilir.

Özellikle ihlalin mahkeme kararından kaynaklandığı durumlarda yeniden yargılama mekanizması önemli bir giderim yolu olabilir.

Bu nedenle bireysel başvuruda yalnızca “ihlal var” demek yerine, ihlalin nasıl giderilmesi gerektiğinin de somut olay bakımından açıklanması önem taşır.

16. Yeniden Yargılama Kararı Ne Anlama Gelir?

AYM’nin ihlal kararı vermesi, her durumda başvurucu lehine doğrudan kesin bir tazminat veya davanın otomatik olarak kazanılması anlamına gelmez.

İhlalin giderilmesi için yeniden yargılama yapılmasına karar verilmişse, ilgili mahkeme AYM’nin ihlal kararında belirttiği ilkelere uygun şekilde ihlalin sonuçlarını gidermeye yönelik işlem yapar.

Bu nedenle AYM kararı ile derece mahkemesinin yapacağı sonraki işlemler birbirinden ayrılmalıdır.

17. Bireysel Başvuru Hazırlanırken Avukatlar Nelere Dikkat Etmeli?

Bireysel başvuru, yalnızca uzun bir olay anlatımından ibaret olmamalıdır.

Özellikle şu kontrol listesi kullanılabilir:

Usul bakımından

☐ 30 günlük süre hesaplandı mı?

☐ Olağan kanun yolları tüketildi mi?

☐ Başvuru yollarında ileri sürülmesi gereken ihlal iddiaları ileri sürüldü mü?

☐ Başvurucu kişi bakımından yetkili mi?

☐ Başvuru konusu AYM’nin konu bakımından yetkisi kapsamında mı?

☐ Güncel ve kişisel bir hak etkilenmiş mi?

Esas bakımından

☐ İhlal edilen temel hak açıkça belirlendi mi?

☐ İhlal iddiası somutlaştırıldı mı?

☐ İhlal ile kamu gücü işlemi arasında bağlantı kuruldu mu?

☐ Derece mahkemelerinin gerekçeleri incelendi mi?

☐ Başvurucunun iddialarına verilen cevaplar gösterildi mi?

☐ Deliller başvuruya eklendi mi?

☐ Varsa maddi ve manevi zarar açıklanıp belgelendi mi?

☐ Gerekli ise tedbir talebi ayrıca gerekçelendirildi mi?

☐ İhlalin giderim şekli somutlaştırıldı mı?

18. Bireysel Başvuruda En Sık Yapılan Hatalar

Uygulamada başvurunun kabul edilebilirliği veya esas incelemesi bakımından sorun oluşturabilecek bazı hatalar şunlardır:

1. 30 günlük sürenin yanlış hesaplanması

Nihai karar tarihi ile kararın öğrenildiği tarih ve kanun yolunun tüketildiği tarih birbirine karıştırılabilmektedir.

2. Bireysel başvurunun temyiz dilekçesi gibi hazırlanması

Derece mahkemesinin hukuki değerlendirmesine itiraz etmek ile anayasal hak ihlalini ortaya koymak aynı şey değildir.

3. İhlal iddiasının somutlaştırılmaması

“Adil yargılanma hakkım ihlal edildi.” şeklindeki genel bir ifade, tek başına yeterli açıklama oluşturmayabilir.

4. Derece mahkemelerinde ileri sürülen iddiaların gösterilmemesi

Başvurucunun temel hak ihlaline ilişkin şikâyetini derece mahkemelerine taşıyıp taşımadığı önemlidir.

5. Delillerin eksik sunulması

Nihai karar, tebliğ belgesi, istinaf/temyiz kararları ve diğer ilgili belgelerin başvuruya eklenmesi önem taşır.

6. Yanlış temel hak üzerinden başvuru yapılması

Somut olay ile ileri sürülen anayasal hak arasında gerçek ve açıklanabilir bir bağlantı kurulmalıdır.

Sonuç

Anayasa Mahkemesi’ne bireysel başvuru, temel hak ve özgürlüklerin kamu gücü karşısında korunması bakımından önemli bir anayasal başvuru mekanizmasıdır.

Bununla birlikte bireysel başvurunun başarılı şekilde yürütülebilmesi için yalnızca hukuka aykırılık iddiasında bulunulması yeterli değildir.

Başvurunun;

doğru temel hakka, doğru kamu gücü işlemine, doğru başvuru sürecine ve doğru anayasal argümana

dayandırılması gerekir.

Özellikle 30 günlük başvuru süresi, başvuru yollarının tüketilmesi, ihlal iddiasının derece mahkemelerinde ileri sürülmesi, Anayasa ve AİHS’nin ortak koruma alanının belirlenmesi ve ihlal iddiasının somutlaştırılması başvurunun kabul edilebilirliği bakımından kritik öneme sahiptir.

Bu nedenle AYM’ye bireysel başvuru yapılmadan önce dosyanın tüm yargılama geçmişi, nihai karar, tebligat tarihi, kanun yolları ve ihlal iddiasına ilişkin deliller birlikte değerlendirilmelidir.

HS Hukuk Ofisi, Anayasa Mahkemesi’ne bireysel başvuru kapsamında başvuru şartlarının değerlendirilmesi, temel hak ihlali iddialarının hukuki açıdan incelenmesi, başvuru formunun hazırlanması ve sürecin takibi konusunda hukuki destek sunmaktadır.

Bu yazı genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmış olup somut olay bakımından hukuki görüş veya hukuki danışmanlık niteliğinde değildir. Bireysel başvurularda 30 günlük süre ve diğer kabul edilebilirlik şartları somut olayın özelliklerine göre ayrıca değerlendirilmelidir.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir